Muhalefet ne yapmalı?
Muhalefet iktidara gelemiyor çünkü ikna edemiyor. İkna edemiyor çünkü çözüm dili kuramıyor. Seçmen artık sadece neye karşı çıkıldığını değil neyin nasıl çözüleceğini bilmek istiyor. Tepkisel siyaset inandırmıyor, yön duygusu veren siyaset karşılık buluyor.
Barınma, genç işsizlik, eğitim eşitsizliği, afet riski, kadın yoksulluğu, dijital adaletsizlik, göç.. Bunlar ayrı ayrı yaşanan başlıklar değil. Aynı hayatın içinde, aynı evde, aynı anda yaşanıyor. Ancak siyaset hâlâ bu sorunlara ayrı ayrı yanıt veriyor. Oysa krizler birbirine bağlıysa çözüm de birbirine temas eden alanlardan gelmeli.
İhtiyaç artık tek tek masa kurmak değil bu başlıkları yatay biçimde birbirine bağlayan, sorunlar arasında ilişki kurabilen, çözüm önerilerini entegre düşünen bir strateji koordinasyon yapısıdır. “Ekonomi”, “kadın”, “göç” gibi dikey alanlar değil “Barınma ve Gençlik”, “Afet ve Kentsel Yoksulluk”, “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Yaşam Güvencesi” gibi tematik eşleşmelerle çalışan bir akıl merkezi.
Çünkü bugünün krizleri konu konu çözülmez. Zincir etkisi üreten sorunlara zincirleme çözümler gerekir.
Bu yapı veriye dayanmalı ama kasıt yalnızca rakamlar, tablolar değil sahadaki gözlemin, temasın, hissedilenin düzenli biçimde kayda geçirilmesi, duygu, deneyim ve ihtiyaç olarak sınıflandırılması da olmalı.
Çünkü bir yurttaş “kiramı ödeyemiyorum” dediğinde aslında barınmadan fazlasını anlatıyor. İşsizlik, ruh sağlığı, toplumsal cinsiyet, aile yükü, kent planı da o cümlenin içinde.
Siyaset artık yalnızca yanıt üretmek değil yön göstermek zorunda. Toplumun ne yaşadığını anlamak değil bu deneyimi nasıl organize edeceğini bilmek meselesidir.
Gerçek strateji, yön duygusunu kaybetmiş bir topluma sadece ne yapılacağını değil neyin birlikte düşünülmesi gerektiğini de söyleyebilmektir çünkü ancak böyle bir strateji yönetimiyle tabanın güveni, kararsızın onayı ve ülkenin geleceği kazanılabilir.