derbân Özlem Dilek
Cengiz
DE TR EN
Düşünce FELSEFE VAROLUŞ 6 dk

Yankısız Varoluş

Dünya çoğu zaman isteğimiz dışında içine düştüğümüz bir sahne gibi. Acının, kaybın ve ölümün gölgesinde, burada olmanın bir armağan mı yoksa mecburiyet mi olduğu sorusuna cevap arıyoruz.

Nefes almanın bile irademiz dışında gerçekleştiği bir düzlemde, yaşamak çoğu zaman kutlanacak bir lütuf değil üstlenilmesi gereken bir yük gibi hissedilebiliyor. Özellikle de acıyla erken tanışanlar için bu his daha belirgin. Ancak yine de bu bilinmezlikler içinde anlam arayışı devam ediyor. Bazen ise bu arayış hiçbir karşılık bulamadan sessizliğe karışabiliyor.

Yere düşen bir üzüm tanesi gibi hiçbir canlıya besin olamadan, toprağa karışıp yeni bir yaşama kapı aralayamadan yitip gidebiliriz. Varlığımızın bir döngüye katılamadan sona ermesi kader mi olur, yoksa yalnızca bir rastlantı mı? İnsan da böylesi bir sessizlik içinde yitip gider mi? Belki de asıl soru bu sessizliğin içinde kalanlara ne söylediğidir.

İrademiz dışında geldiğimiz ve gittiğimiz, burada ne kadar zaman geçireceğimizi bilmediğimiz, belirsizliklerle dolu bir uğrak yeri dünya. Doğduğumuz andan itibaren fiziksel olarak kapladığımız alan, yetişkinliğimizde toplumsal yapıdaki yerimiz gibi farklı açılardan varoluşumuz söz konusu.

En derin anlam yüklediğimiz ise kimimizin dinde kimimizin felsefede kimimizin ise bilim ya da farklı ekollerde nereden gelip nereye gittiğimiz. Bir kısmımız ise hayatın anlamı ve hakikatin peşinde ruhumuzun sancılı labirentlerinde dolaşıp yolumuzu yönümüzü bulamıyoruz.

Varoluş kişinin kendi tekamülünde kendince cevaplarını bulduğu bir deneyimleme biçimi ve herkesin hayatında aynı karşılığı bulmayabilir çünkü hepimiz aynı kelimelere bile farklı anlamlar yüklüyoruz.

→ Auf Deutsch lesen → Read in English
← Ana sayfaya dön Tüm Yazılar →