Varoluşun Kırılganlığı
Bilgi içeren bir kitap alalım. Onu güçlü bir makinenin içine atalım, atomlarına kadar parçalayalım ve çevreye savuralım.
Kitap artık yok. Peki içindeki bilgi de yok oldu mu?
Kuantum fiziğinin temel ilkelerinden biri olan üniterlik, kapalı bir sistemin evriminin bilgiyi yok etmediğini söyler. Kitabı parçalamak, bilgiyi silmekten çok onu tanınamayacak kadar dağıtmak anlamına gelir. Sayfalardaki mürekkep moleküllerinin düzeni bozulur ama başlangıç durumunun izleri atomların hareketlerine, yayılan fotonlara, makinenin çevreye aktardığı ısıya ve sistemin parçaları arasındaki sayısız korelasyona saçılır.
İlk bakışta bilginin korunması insana güven veren bir düşünce gibi gelebilir. Sanki evren hiçbir şeyi gerçekten unutmuyormuş gibi.
Fakat biraz daha derine indiğimizde bu fikir teselli edici olmaktan çıkıp tuhaf biçimde soğuklaşmaya başlar.
Çünkü var olmaya devam etmek ile aynı şey olarak var olmaya devam etmek aynı değildir.
Kitabın atomları hâlâ evrendedir. Onların geçmiş durumlarına ilişkin fiziksel izler de bütünüyle silinmemiş olabilir. Fakat kitap artık kitap değildir.
Burada daha temel bir soru ortaya çıkar.
Bir şeyi o şey yapan nedir?
Maddesi mi?
Taşıdığı bilgi mi?
Yoksa o bilginin belirli bir anda belirli bir bütünlük içinde örgütlenmiş olması mı?
Bir kitabı kitap yapan yalnızca kâğıt ve mürekkep değildir. Mürekkebin belirli şekiller oluşturması, bu şekillerin harflere, harflerin kelimelere, kelimelerin cümlelere dönüşmesi gerekir. Bütün bunların üzerine bir de o dili okuyabilen bir zihin gerekir.
Atomları aynı olabilir ama düzen ortadan kalktığında hikâye de ortadan kalkar.
Bu yüzden fiziksel bilginin korunması ile anlamın korunması aynı şey değildir.
Anlam, tek tek parçaların içinde duran gizli bir madde değildir. Parçalar arasındaki ilişkiden ve örgütlenme biçiminden doğar.
Bir yazılım mimarı olarak böyle bir sisteme baksaydık çözümümüz muhtemelen daha farklı olurdu. Her parçanın nereden geldiğini gösteren bir dizilim bilgisi tutardık. Bir index oluşturur, parçaları bir kimlik bilgisiyle işaretler ve gerektiğinde sistemi bu kayda bakarak yeniden inşa ederdik.
Doğanın böyle ayrı bir metadata katmanı yoktur. Bir atomun üzerinde bu atom kitabın yüz yirmi yedinci sayfasındaki üçüncü paragrafta bulunan şu kelimeye aittir diye bir etiket bulunmaz.
Bilgi, sistemin fiziksel durumunun kendisindedir. Parçacıkların durumlarına ve aralarındaki korelasyonlara dağılmıştır.
Yazılım diliyle söylersek metadata veriden ayrı değildir. Maddenin hangi durumda olduğu zaten bilginin bir parçasıdır.
Bu yüzden kitabı yeniden oluşturmak için yalnızca aynı atomları bir araya getirmek yetmez. Aynı düzeni, aynı ilişkileri ve aynı yapıyı da yeniden kurmak gerekir.
Asıl zorluk burada başlar.
Bir sistem çevresiyle etkileşime girdikçe başlangıçtaki düzenin izleri giderek daha geniş bir alana yayılır. Atomlar hava molekülleriyle çarpışır. Isı çevreye dağılır. Fotonlar uzaklaşır. Her yeni etkileşim başlangıç durumunu daha büyük bir fiziksel ağın içine taşır.
Bilgi kaybolmamış olabilir ama artık tek bir yerde değildir. Bütünlüğü çözülmüştür.
Bizi rahatsız eden şey, bilginin “korunuyor” olmasının aslında bir teselli değil çok daha soğuk bir gerçeklik olmasıdır.
Var olmaya devam ediyorsun ama artık sen değilsin!
İnsan zihni “ben” kavramını da bir nesnenin “anlamını” da sınırlar ve bütünlükler üzerinden kurar.
Bir kitap, harflerin yan yana gelmesinden doğan hikâye olduğu sürece bir kitaptır. Fakat makine onu atomlarına ayırdığında, evren için o “anlam” buharlaşır.
Fiziğin en temel betimleme düzeyine indiğimizde kelimeler, felsefe, anılar veya duygular yoktur. Sadece kuantum durumları, spinler, ısı ve momentum vardır.
Bu düşünce deneyini en uç noktaya taşıyıp kitabı bir kara deliğe attığımızda aynı soru daha da sert bir biçimde karşımıza çıkar.
Kara delik bilgi paradoksunun bugün bizi götürdüğü güçlü teorik beklenti, kara deliğe düşen bilginin temel düzeyde yok olmadığı yönündedir. Kara delik buharlaşırken yayılan Hawking ışınımının, başlangıçtaki duruma ilişkin bilgiyi çok karmaşık kuantum korelasyonları içinde taşıması gerektiği düşünülür. Yani kara delik kitabı yok edip hiçliğe dönüştürmez. Ama onu tekrar kitap olarak da geri vermez. Kitabın fiziksel geçmişini öylesine karmaşık bir biçimde dağıtır ki bizim açımızdan başlangıçtaki bütünü yeniden kurmak pratik olarak olanaksız hâle gelir.
Bu noktada bilginin korunması fikri tuhaf bir anlam kazanır. Evren seni unutmamış olabilir. Ama bu, seni koruduğu anlamına da gelmez.
Bir insan öldüğünde onu oluşturan madde evrende kalır. Atomlar başka yapılara katılır. Enerji başka biçimlere dönüşür. Geçmişteki fiziksel durumun izleri çevreye yayılır.
Fakat insanın kendisi yalnızca o atomların toplamı değildi.
Anıları, ilişkileri, düşünceleri, bedeni ve zihni belirli bir süre boyunca belirli bir düzen içinde birlikte var oluyordu. Belki de kimlik dediğimiz şey tam olarak budur. Maddenin kendisi değil, maddenin geçici örgütlenme biçimidir. Bu bakış açısından entropi yalnızca düzensizliğin artması değildir. Aynı zamanda bütünlüklerin çözülmesidir.
Bir bardak kırıldığında cam ortadan kaybolmaz ama bardak ortadan kalkar.
Bir kitap parçalandığında mürekkep yok olmaz ama hikâye artık okunamaz hâle gelir.
Bir insanı oluşturan parçalar evrende kalabilir ama onları tek bir benlik hâline getiren örgütlenme sonsuza kadar sürmez.
Belki de bu yüzden bilginin korunması ilkesi düşündüğümüz kadar teselli edici değildir.
Evren parçaları saklar ama bütünü saklamak zorunda değildir.
Yine de bunun başka bir yüzü vardır.
Entropinin her şeyi dağıttığı bir evrende, maddenin kısa bir süre için bir araya gelip yıldızlara, canlılara, zihinlere, kitaplara ve düşüncelere dönüşebilmesi başlı başına dikkat çekicidir.
Anlam evrenin temel parçacıklarından biri olmayabilir ama belirli parçalar belirli bir düzen içinde bir araya geldiğinde ortaya çıkar.
Bir kitabın hikâyesi mürekkep atomlarının içinde değildir. Bir insanın anıları karbon atomlarının içinde değildir.
Yine de doğru örgütlenme ortaya çıktığında hikâye de vardır, anı da vardır, benlik de vardır.
Belki asıl mucize bilginin sonsuza kadar korunması değildir. Asıl mucize dağılmaya mahkûm olan bu parçaların bir süreliğine bir araya gelip bir bütün oluşturabilmesidir. Evren bilgiyi saklamak için bizim gibi bir dosya sistemi tasarlamaz adeta evrenin kendisi devasa bir veritabanıdır.
Entropi her şeyi dağıtma eğilimindeyken senin bilginin, anılarının veya o kitabın şu an bu evrende bir bütün oluşturuyor olması, maddenin kurabildiği olağanüstü geçici düzenlerden biridir. Dağılmadan önceki bu kısacık an, varoluşun ve anlamın evrenin soğuk matematiğine karşı kazandığı tek ve en büyük zaferdir.