Merkezdeki sükûnet
Dönen her varlıkta merkezden uzaklaştıkça hız artar. En dıştaki katman en yüksek sürate ulaşsa da aslında merkeze en uzak ve savrulmaya en açık olan yerdir. Ancak tam merkezde, tüm hareketin ekseninde duran, kendisi sükûnet içinde olan bir nokta vardır. O nokta olmasa, dönüş de gerçekleşemez. Hakikat, o merkezdeki sükûnettedir.
Evrende her şey dönerken, insanın bu hareketi “gözlemleyebiliyor” olması, onun o hareketin dışında bir yere tutunabildiğini gösterir.
Bilimsel olarak evrende “mutlak durağan” bir referans sistemi yoktur. Her şeyin birbirine göre hareket ediyor olması, hepsinin bağlı olduğu tek bir kanun olduğunu gösterir.
Hakikat, parçaların, gezegenlerin, atomların, insanların kendisinde değil onları belli bir nizam içinde, birbirine çarptırmadan, eş zamanlı döndüren İrade ve Matematiktedir. Hakikat arayışı, bu muazzam koreografinin “Koreografını” sezme çabasıdır.
Bu sezgi temaşasında “hayret” ederken varılan idrak geriye kalan her şeyi önemsiz kılar. Bu idrak seviyesi kalıcı olursa insan aklının sınırlarını zorlayacak bir vecd ile baş edemez, o hayret makamındayken önemini yitiren maddi unsurlarla sarılı günlük hayatına uyumlanamazdı.
Bu yüzden insan da kendi tekamül çemberinde döner, dolanır ve insan bu çemberde merkeze yani hakikâte baktığında hayret etse bile çepere yani hayata baktığında gayret etmelidir.